Şener Şen: Sinemaya geç başlamamın nedeni babamdır

Şener Şen: Sinemaya geç başlamamın nedeni babamdır
Şener Şen: Sinemaya geç başlamamın nedeni babamdır

Bu yıl “Sınır Tanımayan Fikirler” temasıyla Zorlu PSM’de gerçekleştirilen etkinliğin “Onur Konuğu” olan Şen, 77 yaşında olduğunu belirterek, “İnsan, hayatını kendi dizayn etmiyor. Yaşam şartlarınız, geldiğiniz çevre ve hangi ailede doğacağınıza da siz karar vermiyorsunuz. Tabii ki ileride kişiliğinizi etkileyen olayların kaynağı aile, anne, baba, çevre ve bulunduğunuz ortam. Babamın işi nedeniyle Adana’dan 1950’lerde buraya,

‘Küçük yaşta, hayatta kalma mücadelesi verdik’


-Reklamdır-

Şen,

Oyuncu Şen, Ertem Eğilmez tarafından “Hababam Sınıfı” filminde “Badi Ekrem” karakteri için seçilme sürecini de anlatarak, “Hababam Sınıfı, Türk sinemasının dönüm noktalarından biridir, seyirciyle ilişki kurma açısından. Türk sinemasının geleneksel olarak halkla iyi bir ilişkisi var. Fakat Hababam Sınıfı’nda bu iyice tavan yaptı. Bu kadar beğenilen, uzun süre vizyonda kalan film olmadı.” değerlendirmesinde bulundu.

‘Oyuncular için karakterler zordur’

Özellikle sahtekar insan rollerini iyi canlandırdığını söyleyen Şen, şöyle devam etti:

“Belki de o adamları sevmediğim için, o adamlara bir tepki olarak canlandırıp cezalandırmak mı istiyorum? Nedir, bilmiyorum. Ama iyi gözlem yaptım onlar hakkında. Bir de tabii o zengin hayat, gecekondu, öğretmenlik, çok insan tanıma. Mesela işportacılık yaptım. O meşhur jilet sahnesi var ya, onlar benim gözlemlerim sonucu. Mesela Çiçek Abbas’taki o minibüs şoförü, onu ben tanıyorum zaten. Oyuncular için karakterler zordur. Bilmediği bir karakteri araştırırken yerinde gözlem yaparlar. Araştırırlar. Benzer kişilerle buluşurlar. Benim böyle bir derdim olmadı. O kadar çok malzeme var ki.”

Şener Şen, yönetmen ve senarist Yavuz Turgul ile çalışmasının nedenlerine değinerek, “Yavuz bence Türkiye’nin önemli değerlerinden biri. Kreatif anlamda da önemli. Biz oyuncular ne yaparsak yapalım yorumcuyuz. Bir şey yaratmıyoruz. Yaratılan bir şeyi yorumluyoruz. Sinemada bu çok komplike bir iştir. Yönetmenin dediğini yapmamız lazım. O da güven duygusuyla oluşur. Yönetmene güveniyorsanız, oyunculuğunuz da onunla örtüşüyorsa yaparsınız. Senaryo yazıyor. Yelpazenin genişliğine de bir bakın. Şekerpare’yi yazan da Eşkıya’yı yazan da Yavuz. Davaro’yu da Züğürt Ağa’yı da yazan Yavuz. Bana o kadar uyuyor ki. Ben de değişik şeyler yapmayı çok seviyorum. Olanaklarımı zorlamak istiyorum. Oyunculuğumun sınırı nerede? Şimdi yapmadığımız ne kaldı? Yavuz’da da böyle bir şey var. Birlikteliğin temeli, sinemaya aynı açıdan bakışımız, kreatif anlamda ve oyunculuk anlamında sinemayı aynı şekilde algılamamız diyebilirim.” diye konuştu.

‘Beğenmediğim bir şeyi yapmam’

Kendisine gelen tüm senaryoları okuduğuna işaret eden sanatçı, “Biraz beğeneceğim bir şey olsa, oynayacağım. Biliyorum, ben de faniyim. Gelip gidiyoruz. Biraz daha film yapsam ne iyi olur. Ama beğenmediğim bir şeyi de yapamam. Onun için Yavuz ile tekrar buluşmamızın nedeni bu.” ifadelerine yer verdi.

Usta oyuncu, aralık ayı sonunda, ilk kez 40 yıl önce İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oynadığı, Türk Tiyatrosu’nun ölümsüz klasiklerinden Zengin Mutfağı ile yeniden tiyatro sahnesinde olacağını dile getirdi.

 

öne çıkan haberler

Jennifer Lopez’in pozu olay oldu

Yüzlerce kedisi var

Süper Loto talihsizi

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir